17 Mayıs 2015 Pazar

Derviş Baba'yı Kaybetmek.

   Yaklaşık 2 yıl önce ummadığım bir anda umduğum bir yerde tanıştığım, bana Dünya'nın derinliklerini öğreten. Beni ilim ile tanıştıran bana inancı anlatan, tanrının tek olduğunu gelenekselcilikten farklı bir şekilde kabul ettiren, insanlığın ne olduğunu anlatan, sessiz, sakin, az konuşan çok dinleyen ihtiyar bir kütüphane olan Derviş Baba'yı kaybettim.


  Tarihi çok sevdiğini bildiğim Derviş Baba ile tarihi bir ortamda tanıştım. Bursa Osman Gazi Türbesinde uzun uzun dua ederken izlemiş beni çıkışta bana seslendi "hey yavrukurt". Döndüm baktım 1.70 boylarında yaşıtlarına göre biraz uzun bir ihtiyar. Gözlerinde 1990 modasına dair oval bir gözlük sakalları kirli ve kısa. Elini uzattı "hadi hadi kaldır yavrukurt" dedi aksi bir biçimde. Elinden tuttum ve öyle bir soğukluk geldi ki elime bu zamana kadar bildiğim herşeyi şoklayan bir makina etkisi...

Osman Gazi Türbesi -Bursa-



   17 Mayıs 2015. Doğum Tarihi ve doğum yerine dair bir bilgim olmayan Derviş Baba'yı kaybettim. Bugünden sonra Derviş Baba'dan ne öğrendiysem buradan aktarmaya çalışacağım. O bir çok insanı bataklıktan çeken, doğru insan olmaya iten bir babaydı. Nasihat vermezdi nasihati sen alabilecek zekada isen alırdın. Hayatımda tanıdığım en mütevazi insandı. Sanatkârdı; ney çalan bir üstad.

 "İnsanı okumak da bir sanattır" vecizesini söylediğinde anlamıştım onun bir insan okuma virtüözü olduğunu. . .


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder