21 Ekim 2015 Çarşamba

Duygular Tekrar Keşfedildi

   Bugün siyaset, devlet veya ülkem hakkında yazmayacağım. Bugün içimde kaybolan heyecanımı buldum ben, insanların devamlı üzerinde hissedip uzaklaştığı ilgime karşılık veren bir nesne buldum ben. Hayatımın baş köşesine koyduklarımın kaçtığı yere, bugünlerde onu yerleştirdim. O kadar güzel ve ilgime tepkili ki beni hayata döndürdü. Beni bir amaca bağladı ve planlar yapmama sebep oldu. O sarışın iyi ki beni buldu.

  2015 Türkiye için zor ve kötü bir yıl olacak diyordum, Türkiye kadar bana da zor bir yıl oldu. Hayatımdaki mihenk taşlarından birini yitirme noktasına gelirken, biri hala devam eden bir lineer kayma hareketi ile uzaklaşıyor; yitip gidiyor. Sonunu kendi de gördüğü halde bir şey yapmıyor. Ama sarı öyle mi beni görünce göz kırpıyor, neredeyse hareketlenip yanıma gelecek. Hem sevimli hem hırçın, ikimiz şahane ikili olacağız. Güneş ona vurunca öyle bir sevimli oluyor ki, kalbim küt küt atıyor. Sarı'ya kilitlendim, odak noktam haline getirdim. Kalp köşeme onu alabilmek için çok uğraşacağım farkındayım. Bu karar yolunda yine kesin düşüp, yara alacağım; fakat bu sefer hepsinden güçlü kalkacağım. Ama yılmayacağım hayatımı sarı ile birleştirip her zaman bu fotoğrafa bakacağız. SARI her gün sana daha da yaklaşacağım.


15 Ekim 2015 Perşembe

Kadın Papa Joan

   Vatikan'da kardinaller tarafından seçilen papanın mutlak surette erkek olması,hiç evlenmemiş,çoluk çocuk sahibi olmamış, bekâret yemini etmiş ve kadınlarla hiçbir şekilde ilişki kurmamış,ömürlerini dünya nimetlerinden el-etek çekerek geçirmiş olması gereklidir.2000 yıllık Papalar tarihi son derece enteresan olaylarla doludur. Tarih boyunca dini kullanarak büyük bir siyasi güç ve zenginlik elde eden papalar,dini liderliklerinin yanında genelde hep siyasetle de uğraşmış, iktidarları için oluk oluk kan akıtmaktan kaçınmamışlardır.Özellikle başlattıkları haçlı seferleri ve engizisyon mahkemeleri ile yüzyıllarca terör estirmişlerdir fakat Türkler ile karşılaştıkça kanlar kendi taraflarına doğru akmıştır. Ama bu devasa güce sahip papalık kurumunun tarihindeki belki de en ilginç olay Vatikan'ın yüz karası olarak görülen ve varlığı tarihten silinmeye çalışılan 'kadın papa' Joan olayıdır.



   Katolik kilisesi'ni yüzyıllardır rahatsız eden hikayenin baş kahramanı JOAN, 9. yüzyılda almanyada yaşayan dindar bir ailenin yanında evlatlık olarak büyüyen bir ingiliz kızıydı.Yakınları, onu "Gilberta" yahut "Jutta" diye de çağırıyorlardı. Oldukça zeki bir kız olan Joan, kadın olmasının kendisine dezavantaj yarattığını düşünür ve 12 yaşına geldiğinde erkek elbiseleri giymeye ve erkek çocuk gibi davranmaya başlar.

   Daha sonraki yıllarda Joan Hristiyan misyonerlere katılmış onlarla beraber gittiği Atina'da din ve felsefe öğrenmişti.Zamanla ilahiyat konusunda dönemin hemen bütün hıristiyan kaynaklarına ve sözlü anlatımlarına vakıf olmuştu.Ama Atina'lı hristiyanların gözünde önem kazanan sakal bırakma adeti onu bu kentten ayrılıp sakalın tıraş edildiği Roma'ya gitmeye zorladı.

   Roma'da kendini John Anglicus ismiyle, erkek olarak tanıtan Joan, Benedictine Manastırına girer. Bilgisi ile kısa sürede içinde rahip ve kardinallerin de bulunduğu geniş bir çevre edinir.Hepsi onu dönemin en gözde din bilginleri arasında kabul ediyorlardı. Bundan dolayı Papa IV. Leon'un sağlığı bozulmaya başlayınca kardinaller, papalığa en layık kişi olarak onun adını dillendirmeye başlarlar. 853 senesinde Papa Leon ölünce yerine kilise dışından bir kişi olmasına rağmen, Joan seçilir ve 8.Joan adıyla göreve başlar.Papa Joan 2 sene 5 ay 4 gün boyunca Papalık tahtında oturmuştur.

Başlangıçta her şey sorunsuz gitmekteydi ama Joan rahiplerden bir sevgili edinince durum değişti. Kısa bir süre sonra da hamile kaldı, hamileliğini 9 ay boyunca bol dökümlü kıyafetleriyle gizlemeyi başaran Joan çocuğunu doğurduktan sonra onu klise içinde terk edilmiş bebeklerden biri olarak büyütebileceğini düşünüyordu. Ancak 855 yılında Aziz Petrus kilisesi dışında kortej halinde yapılan bir dini tören sırasında sancıları başlayınca oracıkta çocuğunu doğurur ve kadın olduğu ortaya çıkar

  Yazılanlara göre o ve çocuğu orada öldürülmüştür, bazı yazarlara göre öfkeli kalabalık tarafından parçalandığını ya da Roma sokaklarında atlara bağlanarak sürüklendiğini söylerler. Kadın papanın ismi papalar listesinden silinmiştir.

Vatikan Joan'ın unutulması için elinde geleni yaptı fakat bazı kilise mensuplarının olayı kaydetmesine engel olunamadı.

Bunu iyi okuyun bu nasıl bağnazlık ve yobazlıktır, anlayalım ki kendi kültürümüze yobaz derken bir daha düşünelim. Yaşanan Joan olayından sonra 1200 yıldır papa seçimlerinde cinsiyet kontrolü yapıldığı söylenmektedir. Aynı hatayı bir kez daha tekrarlamamak için kardinaller yeni papa'nın cinsiyeti konusunda kendini garantiye almak adına; Papayı altı delik bir sandalyeye oturtup testis kontrolü yaparlar. Kardinaller papa'nın tek tek genital bölgesine dokunarak kadın olmadığından emin olurlar.
Kontrolün yapıldığı sandalye
Güzel bir kardeşten alıntıdır.

14 Ekim 2015 Çarşamba

11 Ekim 2015 Pazar

Siz Kürt değil, Bölücü Emperyal Beslemelersiniz!

   Yıllardır Türkiye'de bulunan terör üzerine kitaplar okudum, makaleler onlarca kişiyle ve düşünce yapısı ile tartıştım. Hiç bir tartışmada esnemedi fikrim, çünkü benim tüm aile köklerim devlet örf ve adetiyle yetişmiştir. Devletime, vatanıma göz diken ile masaya oturmayı asla aklımdan geçiremem. Bu düşüncem yanlış anlaşılmasın yaptığım ırkçılık veya faşizanlık değil tamamen devletçiliktir. Devletime karşı duranın, vatanı bölmeye çalışanın benim gözümde hak ettiği tek sıfat haindir.

   Doğduğun günden beri bu devletin kitabını oku, okullarına git, eğitimi al. Üniversitelerinde ücretsiz eğitim gör sonra böyle hainlik yap. 1925'te İngilizler ile işbirliği yaptığınız günden beri hep haindiniz. Her doğan çocuğunuza devletin nimetlerinden yararlan ama kötüle dediniz. Sonra üniversite'ye gidip 2 kitap okuyup kendini özgürlük savaşçıları sandınız. Ellerinize emperyal güçler silah verdi dağlara çıktınız. Gerilla'dan ziyade kahpece savaş verdiniz. Pusular ve mayınlar kurdunuz, aileye ve lojmanlara saldırdınız.


  1925'de Mustafa Kemal Paşa'nın Musul ve Kerkük'e inme planı yaparken, İngilizlerin sizleri kışkırtması ve ellerinize silah vermesiyle devletin ordusuna silah çekip çatıştınız. Ordu sizle meşgul olurken İngiltere, Musul ve Kerkük'ü Türkiye'nin elinden çekip aldı. Elinize ne geçti hiç bir şey. Ardından devletin ordusu 1937-1938de bunları size ödettiğinde devlet bize katliam yaptı dediniz. Türk Devleti katliam yapar, doğru çünkü barışçıl bir millet değildir ama hiç bir Türk devleti boş yere kan akıtmaz. Hainliğin cezası tarih öncesi çağlardan beri ölümdür.


  1979'da ilk eylemlerinizi yaptınız, marksist leninist gözüküp emperyal kuvvetlerin altına yaptınız. 12 eylül darbesinin ardından dağıldınız sağa sola. Lübnan, Suriye, Filistin ve İran gibi ülkelerde yaşayıp; Almanya, ABD ve Fransa'nın yardımlarını yediniz. Çoğunuzun etnik kökeninde Kürtlükten önce Ermenilik vardı. Halen örgütün yönetici kanadından sağlam kökenli Ermeniler olduğunu biliyoruz. Ermenistanda hatırı sayılır sempatizanınız var çünkü orada kimlik alma problemi yaşamıyorsunuz.

  1984'te tekrar akın akın ülkeye girmeye başladınız sular sizin için biraz durulmuştu. 1987'de katliamlarınıza başladınız. Türk'e faşist diyorsunuz ya siz o sosyalizmi bilmeyen minik aklınız ile 7 Mart 1987 tarihinde Mardin Nusaybin'de sebepsizce 6sı çocuk 8 kişiyi katlettiniz.

  Dağ kadronuzu genişletmek için köyler basıp 11-12 yaşlarında çocukları alıp beyinlerini önce bilgi kirliliği ile yıkadınız, bazılarının beynini yıkayamadığınızda imdadınıza uyuşturucular yetişti yine Avrupa'dan size ülke sınırlarına sokma şartıyla verilen bir yem. Bazı kadınları dağa kaçırıp defalarca tecavüz ettiniz. Örgütün malı gibi kullandınız, bunların sorguları devlet arşivinde resmi bir şekilde var.


1990'lardan sonra Devlet size yine kucak açtı bugün ki gibi fırsat vermekten ziyade size iyilik yaptı, orada bulunan hastaneleri iyileştirdi ve sayılarını arttırdı. Okullar yaptı köy okulllarını arttırdı, merkezi yerlerde ki lise sayısını arttırdı. Fabriklar kurdu. Ama siz ne yaptınız ? Gelen memuru korkuttunuz, doktoru kaçırdınız, öğretmeni dövdünüz, mühendisleri vurdunuz. Bunları yaparken ve Gerilla kafasıyla mı yaptınız. Özgürlük savaşçısı bilim adamı öldürür mü sizce ? Hep yalandan yaşadınız, hep maşa oldunuz.


Baktı devlet sizinle bu şekilde başa çıkamıyor, o sebeple özel bir örgüt kurdu. Bu örgüt ülkede gerçekleşen 17.000 faili meçhul cinayette imzası olduğu söylenen JİTEM'di. Ne kadar çılgın askeri zekası olan, ne kadar askeriyeye aşık olan becerikli asker var ise aldılar. Hepsi öfke kontrollerini yapamayan kişilerdi. Bu yüzden hatalar yaptılar ama PKK'ya destek veren bir çok kişinin sonu da oldular. Fakat asla sizler gibi kahpece mayın döşeyip, bebek kurşunlamadılar. Siz bu oluşum içinde toplumda tamamen kötü izlenimler çıkarıp JİTEM'cileri hain ilan ettirdiniz.


O dönemde hazırlanmış, JİTEM'in kıuruluşu ile alakalı gizli bir belge.
Bugünlerde de insanların sizi ötekileştirdiğini söylüyorsunuz. Sizler halen askere, polise kurşun sıkıyorsunuz. Oraya gelen olanakları engellemeye çalışıyorsunuz. Devleti bölmeye çalışıyorsunuz asıl faşist ve şiddet yanlısı olan sizsiniz. Biz ülkemizi sevdiğimiz için savunuyoruz siz ise emperyal kuvvelerin desteğiyle saldırmaya devam ediyorsunuz. TBMM'ye soktuğunuz dışı humanist içi terörist partiniz ile medya ağınıda iyice karıştırıp. İki üç kitap okuyup farklı olmak adına sizlere destek veren cahil olduğunu bilmediği halde cahil olanı da yanınıza aldınız. Üniversitelerde kara propagandalar yapıp klüp birlikleri, sivil toplum örgütleri kurdunuz. Metropol ayaklarınızı üniversitelerde eğitiyordunuz. Ellerine molotof verip katil devlet sloganı attırıyordunuz. Biz kimseye sen kürt'sün gelme demiyoruz sen teröristsin bölücüsün gelme diyoruz. Kimsenin etnik kökeni umurumuzda değil saygısı ve sevgisiyle yaşayacak herkese yetecek kadar toprağımız, imkanımız var.


Sizler kurduğunuz sözde barışçıl parti'nin ve ermeni yetiştirmeniz olan apo'nun arkasına geçip katil devlet sloganı atan kişiler. 1987 Pınarcık Katliamını unutmayın, biz unutmadık çünkü o bebek katili aponun öldürdüğü bütün çocukların resimleri her yerde ve devlet arşıvlerinde mevcut.

Katil PKK, Katil bölücüler.
Son olarak tekrar söylüyorum ben bir Türk'üm ama asla hiç bir kişiye sen bu etnik kökene aitsin diye yargılamadım, Ama devlete hainlik yapıp vatan bölmeye çalışan kimse bu milleten iyilik beklemesin. Cumhuriyetin kuruluş tarihinden itibaren siz hainlik yaptınız siz. Siz Musul ve Kerkük ingilizlerin olsun diye isyan başlattınız. Siz sosyalizmin adını karaladınız. Siz Bebekleri öldürdünüz. Siz devletin oraya yaptığı her yapıya oluşuma zarar verdiniz. Siz hep haindiniz, siz kürt değil emperyalistlerin beslemeleriydiniz. 1925'ten 2015'e kadar . . .




Tanrı Türk'ü ve Türk Devletlerini korusun, Yüceltsin.










Mergen hikayeyi bitirir.

    1 yıl önce bugünlerde uluslar arası siber alanlarda boy gösterme tecrübem olmuştu, hemde daha hiç bir şeyi bilmez iken. İşlerin nasıl yürüdüğünü, yapılacak alanlar ve uzmanlık bilgisi hiç biri yokken başarmıştım. İsmim olmasa da mahlasımı duyanlar olmuştu. O zamanlar yapabiliyordum belki şimdi daha tecrübeli olsam da yapamıyorum. Çünkü Derviş Baba yok.

   Hayatımın en zor senelerinden biriydi Derviş Baba'yı kaybettim, onunlara beraber bir çok düşünce sistemim yıkıldı, küstüm. Beni en iyi tanıyan insan babam ile beraber ciddi sağlık sorunları ile savaştık. Hemde tamamen yalnız bırakıldığım anlarda, Derviş Baba'sız ve hayatıma kattığı kişiler kimse yoktu o aylar tüm gücümü emdi. Kendimi çaresiz hissettim, yıpranmış, parçalanmış defalarca kırılmış. Enkaz oldum bir anda.

  Derviş Baba varken böyle şeyleri onun usta düşünce manevraları ile atlatırdım, daha güçlü çıkardım o dönemlerden. Bugün daha güven duygusu kalmayan, daha kötü ve daha duygusuz bir adamım. Robot olmaya yöneliyorum ama inanıyorum daha başarılı olacağım ruhsal alanda. Beklentileri yok edip her şeye açığım artık. Belki de daha güçlü.

  Derviş Baba hakkında yazdıklarımı sonlandırıyorum, artık yazmayacağım zaten yazmamam gereken dudak uçuklatıcı şeyler benimle içeride kalacaktı ama artık masum hikayelerde kalacak. Tek bir şey kaldı onu da yıllar sonra açıklayacağıma inanıyorum.


Derviş Baba : Bana arkadaşlık karşılığında sana paha biçilemezi öneriyorum.
Mergen: Neyi mutluluğu mu ?

Derviş Baba : Mutluluk değil, mutluluk elinden alınabilir; sana insanları tanıma sanatını ve bilgiyi öneriyorum. Sana Mergen olmayı öneriyorum ?