12 Ağustos 2015 Çarşamba

Derviş Baba Bul Beni!

2015 yılının ilk ayının son günlerinde, hava soğuk hatta soğuk ötesi. Can sıkıntısına kitabımı alıp Tahtakale'ye çınarın altına okumaya gittiğim günlerden bir gün. Sıcak çay, Hubert Bonner'in İnsan Psikolojisi ve Davranış bilinci kitabı ve kulaklığım; hafiften üşüyorum ama okumam açısından soğuk zihnimi açıyor gibi. Çevremde bulunan çarşıda, pazarda gezen insanlar üzerinde okuduğum kitapta bulunan bilgileri sınıyorum. Sözleşmediğimiz halde içten içten beklediğim Derviş Baba elinde çayıyla sokuluyor yanıma, serin havada serin sesiyle sesleniyor; hayırdır evlat bu soğuk havada hangi güç sıcaktan alıkoydu seni?
Babayı görmek beni mutlu etti, çünkü olağan dışı şekilde sıkıldığım bir gün idi. Biraz sohbet ettik küresel sorunlar, Orta Doğu, Kırım'da yapılan ilginç hareketler. Bana tanışıp bu konuları konuştuğumuz günlerden beri dediklerini yine tekrarladı " 2015 Türkiye Devleti için önemli ve zor bir yıl olacak" diye her görüştüğünde söylerdi.Sebeplerini sorduğumda hepsini sıralar ve seçim çerçevesi içinde gerçekleşeceğini söylerdi. Bu yaşanan olaylar Türkiye için kaos oluşturacak, halk gerilecek fakat 2015 Türkiye için temizlenme hatta arınmanın başlangıç evresi olacak diye yenilerdi. Bu konuda tekrar yanılmadığını gördüm.

Baba ardından şu sözler ile devam etti: Türk Devletleri kıyamete kadar Allah'ın izniyle var olacaktır.  Her devlet insan gibidir evreleri vardır; doğar, gelişir, olgunlaşır, vefat eder. Yıldızların, tarihin inceliklerinden alınan işaretler ile Türkiye'nin de ayağa kalkacağı yıllar yaklaşmaktadır. Yaradan bize önce bu içimizde ki mikropları bitirme fırsatı versin, yedi düvele olan nam borcumuz yine ödenecektir. Fakat artık bu iş kılıç, silah veya bilek gücü ile değil; ilim, bilim, zeka geliştirici, küresel icraatlar, düşünce saygısı ve ıslahı ile vuku bulacaktır. Bu çağda yükselişi kabadayı gibi bileğin ile değil, bilgin gibi taş yerinde ağır misali düşüncelerini somuta dökmek sağlayacaktır.

Sohbet ettikten sonra kalktık, çaylar bitti. Arabaya atladık ve baba sürdü Uludağ'a doğru sürdü. Orada bir çay bahçesine girdik, bizi bekleyen biri vardı. Masaya oturmadan önce Baba bana "önce izle, adamı tanı, kumaşını biç, kitap gibi oku öyle konuş" dedi. Masaya oturduk tanışmaya başladık bizi bekleyen kişi yüksek hassas yerlerde görev yapmış emekli bir polis, gözlerinde öyle bir buğu var ki adam ceset gibi. İsmini vermem doğru olmaz fakat takma adı gibi olan Yıldırım sıfatı ile etiketleyebilirim. Sohbetin başlarında Babaya olan saygı sevgisinden bahseden Yıldırım Amir, ardından tedavisini anlatmaya başladı.

Tedavi görmesinin sebepleri çok fazla ve derin...Yıllarca Doğu Bölgemizde görev yapıp Bursa'ya gelen ve burada uzun yıllar kalan başarılı bir amir. Bir ailesi ver çekirdek, bir kızı ve eşi. Yıldırım Amir işine öyle odaklandığı zamanlar olmuş ki aralıksız eve 2 gün 3 gün gelmediği zamanlar. Bu işleri yaparken ilk amacı ailesi için güvenli bir yer ardından devletine olan borcu. Ama eşi onu devamlı işine bağlı olduğu için terk ediyor. Yıldırım Amir'in "emekli olmama 2 sene var sabır hanım" demesine rağmen terk ediliyor. Yıldırım Amir son terfisini alacakken kendisini dağıtıyor alkole veriyor, gece hayatına... Bu hareketleri sonucu kıdem tenzili alıp terfisini yakıyor. Kızak göreve çekilip emekli oluyor, gece hayatı ve alkol durmuyor. İntiharın eşiğine geldiği an Derviş Baba, Yıldırım Amir'i bulup hayata bağlıyor. Yıldırım Amir hastaneye yatıyor ve tedavisini görüyordu gayet mutluydu, Baba'ya tedavisini anlatıp ucunda ışık gördüğü iyi günler periyodunu anlatıyordu ki ben adamı gerçekten okumamı tamamlayıp, Baba'nın daha kaç kişiye böyle babalık yaptığını düşünmeye koyuldum...

Bittiğim, tükendiğim, çaresiz kaldığım zamanlardayım, seni arıyorum Baba. Aniden ince bir fikir ışığı ile çözerdin sıkıntılarımı. Bugün sen yoksun, yanımda olma sözü verenler de yok, canyoldaşım dediklerim de yok. Hayatımı adadıklarım vurdumduymazlıktan ölecekler. En değer verdiklerim şımarıklıktan, umursamazlıktan ödüller alacaklar. Biz kumaşı ile kaplayıp içine koyduğum bile ben diye yırtıp çıktı o çadırdan, fırlattı köşeye. Bugüne kadar canım kadar kıymet verdiklerim ne halde kalk Baba kalk. Ben bitmek üzereyim. Biterken buldun beni, yine bul.