28 Aralık 2013 Cumartesi

Yolsuzluğu açığa çıkaran kim ?

Analiz 1

Kendimce düşünüp cevapladığım soru;  

 Bundan 1 ve 1.5 yıl önce konuşup camia ve hükümet arası sürtüşme hatta çıkar savaşı olduğunu söylediğimde herkes bana "sen saf mısın saçmalıyorsun, deli uydurması, hayal dünyanda yaşıyorsun" gibi sözcük gruplarını itham etti. Bugünlerde ise başlangıç kıvılcımı dershane olayı olmak üzere döküldü eteklerdeki taşlar. Elinde ki kozları birbirlerini sarsmak için kullanmaya başladılar özellikle Amerikan beslemesi parasal camia aylardır yıllardır analiz edip çözebildiğim karakterini serdi ortaya.

   Biz, bizler ne hükümet ne de parasal camia üyesiyiz veya destekçiyiz. Biz mi biz halkız ortadayız biz. Elleri boş cepleri boş yürekleri dolu insanlarınız biz. Bizim anamız babamız veya kendimiz bir partiye veya sivil toplum örgütüne üye diye para kazanmıyoruz emek verdiğimiz için para kazanıyoruz. Bizler bu yüzden stabil durumdayız çünkü düşüncemiz doğru yol ve devlet çıkarları. Bu ülkede bir partiye üye diye müşteri çeken veya bir parasal ağ kuran camiaya üye olup müşteri çeken insanlar değiliz. Yüreği inandıkları(mız) din uğruna çarptığını sanıp kendilerini hizmet denilen bildiğimiz "Network" gibi işleyen para camiasına üye yapıp hem İslami burjuvaziyi oluşturup hemde vicdanlarını rahatlanlar bu yolsuzluğu çıkaranlar; onlar ise sütten çıkmış ak kaşık ???

   Bugünlerde ortaya atılan yolsuzluğa şaşırmıyorum çünkü bakan olup el atlından küçücük bile olsa bir şey (ç)almayan bakan yoktur, suyun başında duran temiz sudan en çok içer. Tabii ki doğru bulmuyorum üstüne daha da gidilmesi gerekebilir ama benim için ondan önce bir basamak var. Bu yolsuzluğu ortaya çıkartan "yollu kardeşler" çok mu paklar çok mu temizler ? En basitinden bu yolsuzluk imara açılma veya farklı, dolaylı yollardan halkın parasını çaldılar. Peki ya YGS2011 veya KPSS'ler veya TUS sınavı bu sınavlara fitne sokup soruları çalan siz değil miydiniz ey parasal camia ! Bu düpe düz emek çalmak değil midir ? O sınavı hayatının dönüm noktası görüp çalışan öğrencilerin, üiversite mezunlarının ve doktorların direkt dolaysız yoldan emeğini çalan sen değil miydin ey parasal camia ? Sırf kadrolaşmak daha da yayılmak ve daha da zengin olmak için bu emek hırsızlığını ne zaman unuttunuz da beddua fırlatır oldunuz ey parasal camia ?

   Yabancı servisler güdümünde çalıştığını düşündüğüm parasal camia üyeleri siz gönülden buna bağlsınız(!) yada öyle düşünüyorsunuz. Çünkü gönülden bağlılık metadan paradan çok farklıdır bilirsiniz demi ? İslamiyet'de kanaat önderleri olabilir ama sizin gibi bir kanaat önderinin her harfini emir bilmek uygun mu sizce dinimize ? Ya da sizin efendinizin bedduaları İslamiyet'e paralel midir ? Ya da bir banka kurup faizinden yararlanmak İslamiyet ile bağdaşır mı ? Beddua'nın dinde yeri yoktur en büyük örneği Hz. Muhammed(s.a.v) kendini taşlayanlara beddua etmez iken senin efendinin kendi ümmetinden olanlara şarlatan gibi bir yere bir göğe bakarak tahriksel şekilde beddua etmesi uygun mu İslamiyet'e ?

   Bizler bugün tamamen gördük ki parasal camia'nın hedefi iktidar değil diyelim ama bu ülke üstünde veya içinde belirli bir baskı oluşturmak. Bu camia'nın toplum üzerinde büyük çaplı kaos oluşturmaya yeterli olduğunu da fark ettik. Bu operasyon camia'nın tamamen gövde gösterisidir "bak biz böyle yapabiliyoruz" demesidir, eminim ki kendileri de şahane yoluzluklara imza attılar. Bakan oğulları gövde gösterisi için Ali Ağaoğlu ve Ebru Gündeş'in eşi de tamamen reklam amaçlıydı daha da dikkat çekmek için, siyasetle ilgilenmeyeni de magazinden görüp duyurmak içindi. Lütfen temiz inanan inançlı kalplerinizi bu dönen çarkın ilk dişlilerini temiz görüp feda veya hizmet diye heba etmeyiniz. Bu camianın çarkının ilk dişleri gayet temiz ikna edici ve iman dolu olabilir ama dişliler büyüdükçe kinleri ve para hırsı artıyor. Siz siz olun dikkat edin "Nurcu" olacaksanız da adam gibi  nurcu olun Üstad(Said Nursi)'ı unutmadan parasal camia'ya sapmadan.

Artık başlıyorum bir kaç analizimin gerçekleştiğini saptadığımı gördüm tüm analizlerimi yazmaya çalışacağım. Camia'nın bir kaç plan projesi daha olduğunu onu maşa olarak kullananların asıl amaçlarını sezmeye çalışıp düşünmek daha doğrusu devletinin, ülkesinin bekâsını düşünmek her gencin yapması gerekendir diye düşünüyorum ve kapatıyorum bu gecelik... 


Allah Türkiye Devleti'ni ve tüm inananları doğru yola sevketsin.

Not: Yazıda beyan ettiklerimin hepsi hayal ürünümdür.


27 Kasım 2013 Çarşamba

Hepimiz 'tekvir' olduğumuzda hesap vereceğiz

  İnsan hayattan bir şeyler kazandıkça büyüğünü daha güzelini... Ne anlamda varsa daha dahasını ister. Böyle yaratılan insanın nefsiyle sınavıdır.

  İlk adım hak dine Talas Savaş'ı, ardından büyük adım Satuk Buğra Han'dan 12 yaşında İslamiyet'i seçişi. Bu millet bu ırk bu insanlar ne derseniz deyin Türk'ler hak dine iki eliyle sıkıca sarıldı, sardı; benimsedi. 932'den beri İslamiyete akın akın geçen Türkler oldu. Türkler İslamiyet'i ihanetçi ve yozlaşan araplardan daha çok sevdi. Nitekim 1516-1517 Yavuz Sultan Selim'in Mısır'a yürümesi bunun en güzel örneğidir. Mercidabık ve Ridaniye zaferleri ile İslamiyetin koruyucu liderliği Türkler'e, Osmanlıya geçmişti. İyi kötü 400 sene İslamiyet'in bekçiliğini yaptık. 1924'de bu şanlı sıfatı kaybettik. Eminim Paşa'da bu sıfatı kaybetmek istemezdi. . .
  Türkler'i oyucak yapabilmenin en kolay yolu inandıkları dinleri idi. Bu ülkede hep din üzerinden rand sağlandı. Yıllar geçti bugün kendini "İslami camia" diye nitelendirenlerin başı sonu belli olmayan topluluk ülkenin saf ve temiz inanan insanlarını zehirledi. Ağızlarında "Allah" lafzından çok PARA gezdi. Paraya tapacak kadar nefis körü oldular ama görmezden geldikleri var. Mâlik-ül Mülk(Mülkün gerçek ezeli ve ebedi sâhibi) olan Allah bizlerin Kurtuluş onların azap günlerinde soracak. Bu kadar insanın günahını taşıyamayacak o timsah gözyaşı döken Amerikan yetiştirmeleri . . .

TEKVİR - 29
Ve mâ teşâûne illâ en yeşâallâhu rabbul âlemîn(âlemîne).
Ve âlemlerin Rabbi Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.

9 Ekim 2013 Çarşamba

Demokratikleşme Paketinin İki Gündem Maddesi

  Bildiğiniz, gördüğünüz, okuduğunuz gibi ha açıklandı ha açıklanacak denilen Demoktatikleşme Paketi açıklandı. Ülkede yankı uyandırdığı net ve kesin. Ben sadece iki tanesinden kendimce fikirlerimi sunacağım ve bunları kendimce doğru bulduğumu itiraf etmeliyim.

1-Kamuda Başörtüsü Yasağı Kalktı( Kılık kıyafet Yönetmeliği )
   Bu yönetmelik açıkça en çok kapalı diye tabir ettiğimiz başörtülü kardeşlerimizi etkiliyordu bunun kalkmasıya artık özgür şekilde çalişabilecek. Tabi bu uygulanırken bu madde başörtülülere özgür ise pirsing kullanan dövme yaptıran insanlara da özgür olmalı ve hayıflanmamalıdır o uygulanırsa demokratikleşme paketinin bu maddesi tam anlamıyla başarılı olur.
   Bir çok başörtülü kardeşimiz üniversite'ye adım atarken seçeceği bölüm kaygısından kurtulduğunu düşünüyorum, hele ki kamuya hizmet bölümleri seçerlerken büyük kaygı ve endişe duyuyorlardı. Devlette çalışamam anca bazı özel kurumlarda çalışırım düşüncesi kalktı artık ve bu gerçekten saygı duyulacak bir yeniliktir.
   Paketin getirdiği bu yeniliği tabiki cahil ve düşünmeyen insanlar kullanarak, yine aynı komik cümlelerini kurmaya başladı. "Yok şeriat geliyor, Lâiklik elden gitti "gibi benim düşüncelerimden bile saçma düşünceler üretip zırvalıyorlar. BİR: şeriat geliyor diyenler şeriat kavramını veya teriminin ne olduğunu ne anlama geldiğini ve bu ülkeye getirilme veya bu çağda uygulanma imkânsızlığının farkındalar mı ??? Zaten mevcut hükümetin 2001'den beri aklına böyle bir şeyin geldiğini düşünmek çok komiktir.İKİ lâiklikden bahseden kendini cumhuriyetçi olarak tanımlayan insanlar bunlardan daha önemli olan devletçilik, milliyetçilik ilken nerede senin de ülkeni devamlı Dünya'ya mahcup ezik olarak göstermeye çalışıyorsun. Kendini Atatürkçü veya cumhuriyretçi gibi salak saçma ve ortada olmayan akımlara sokan insanlar Atatürk'e antipatiklik sağlama görevinde gibiler sanki. Fakat bu ülke kendisine bir gram bile olsa hizmet edeni şerefle yad eder ki Atatürk bu ülkenin kurucu lideridir. Kalpte yeri başkadır Paşa'nın.

2-Öğrenci Andı
  Ben 20 yaşındayım ki 13 sene önce ben bunu 8 yıl her okul günü okudum ve ayda yılda bir ciddiyetle okudum, bu benim terbiyesizliğim dürüst olmak gerekirse. Fakat o yaşta herhangi bir konuda sağlam bilgiye sahip olma yetisi olmayan çocuklara bunu okutmak and içtirmek bencede çok saçmadır ki içinde Türklük, Atatürk gibi ciddi terimleri basitleştiren ve barındıran bu ant bu yemin öğrenciler tarafından milyon hatta abartırsak milyar kere dalgaya alındı.
   Kaldırılması gayet normal ve mantıklıdır. Bir aile veya bir okul bu yemini bu andı ettirerek Türk yapamaz çocuğunu, öğrencisini; Türk olmasını istiyorsa tarihini töresini anlatır. Bu anlatımın da mantıklısı çocuğun kabiliyet yetisi olduğu zamandır. 7 yaşında veya 10 yaşındaki çocuk neyi ciddiye alabilir ki. Kendimden biliyorum.
  Bu and gerçekten güzel yazılmış şahane bir eserdir. Bence andımız her dönem sonu günleri ve başlangıç günlerinde okunsa farklı bir atmosfer ve istek yaratabilir. Tabi ki kendini Türk görmeyenlerin insiyatifinde gerçekleşmeli bu olaylar.


Demokrasi Bize Neden En İyi Gösterildi ?

   Demokrasi dedik mi aklımızda beliren ilk cümle "halkın kendi kendini yönetme biçimidir". Doğrudur demokrasi ilk bulunduğu, kullanıldığı zaman maksimum 1000 kişilik  ülkeciklerde  ya da ne derseniz topluluklarda  uygulanırdı. Doğrudan katılım sağlanırdı yönetime ama temsili demokrasi tamamen planlanmış hazırlanmış bir yönetme yönettirme biçimidir. Öyle çok masum diye öğrendiğimiz demokrasi oyuncaktır, hakim olanlar oynar devamlı.
   Temsili demokrasi ülkemize 1923'te kurulan 17.devletimizle adım attı.(meşrutiyetleri saymıyorum ki zaten meşrutiyeti isteyen ve uygulattıranlardır bu ulkeyi kuranlarda.) Temsili demokrasi uygulunan çoğu ülkede (neredeyse hepsinde) devletin baş kademe koltukları ve direk en başları bir kurum, kuruluş, loca tarafından seçilir. Oy kullandığımız o seçimler düşündüğümüz kadar da adil değildir, he dersiniz ki oy çalmak çok mu kolay hayır tabi ki değil ama seçim öncesi öyle bir ortam öyle bir yarış sahnesi hazırlanır ki mecbur kalır eliniz o partiye oy vermeye. Günümüzde olduğu gibi iktidarın ciddi olarak hiç bir rakibi yoktur. Atatürk'e saygısızlık yapmam asla yapamam. Gelmiş geçmiş en zeki insanlardan en dahi askerlerden biridir. Kendisi çok iyi yetiştirilmiş(kim tarafından ?) bir insandır.
   Osmanlı Devleti'nin yıkılmasından sonra demokrasinin kurulma arzusu isteği tüm Avrupa daha doğrusu tüm Yahudi localarının isteğidir. Osmanlı Devleti mutlak monarşi ile o zamanın en mükemmel yönetilen devletidir ama değişen çağ ve hareketler mutlak monarşiyi bozmuştur. Bunun en büyük sebebi Masonluktur. Tabi kitaplarda okutulan ve insanlara gizemli güçlü bir yahudi gücü olarak anlatılan gibi değildir Masonluk. Masonluğun geleneğinden çıktığı ortada öyle bir hal aldığı söyleniyor ki içinde bir çok hristiyan ve ateist bulunuyor. Türkler'de yönetim ciddi olarak ilk AbdulHamid Han döneminde ele geçirilmek istendi hatta 5. Murat'ın mason olduğu ve bunu sağlamaya çalıştığı söylendi ki AbdulHamid Han'ın 33 yıl boyu diplomasi alanında verdiği savaş masonlukla olduğu söylenir.(Meşrutiyet bunların Masonik meyveleri)
   Anlayacağınız,(bu benim fikrim) demokrasi o bize öğretilmek istenen kadar iyi ve masum bir şey değildir Bence Türkiye'de yapılan hiç bir seçimde adalet ve kurala uygunluk olmadı. İktidar olması istenen oldu ve ülke o çizgiye yaklaştırıldı saptırıldı. Bu sadece Türkiye'de değil ABD'de böyledir, Obama'nın başkan olmasının bence tüm sebebi BOP(Büyük OrtaDoğu Projesi)'un uygulanması içindir Bu konular daha çok derindir, bilemedeğimiz inedemediğimiz kadar derin hemde...
  • Not: Bunlar hayalperest bir manyağın uydurmalarıdır. 

7 Nisan 2013 Pazar

T.C Modası'na alıntı yorum

   Bugünlerde yeşeren bir trend mi desem ne ? Sosyal medyada o ondan o bundan derken her şey yayılıyor. Şimdi ki trend :  herkes isminin önüne T.C yazıyor. Bu zamandır neredelerdi, ben bu konular hakkında yorum yapınca biliyorum ki çoğu ya ilgilenmiyor yada ne yapmaya çalışıyor bu saçma sapan diyorlardı. Şimdi moda ya herkese vatanperver. Peki bir sorum var bu T.C'yi koyunca isminin önüne sen vatanını mı yoksa rejimini mi koruyorsun. Şuan bunu da bilmiyorsun. Bu durum hakkında her yerde bir şeyler yazılıyor malum okurken bu yoruma denk geldim. Tam anlamıyla katılmasam da doğruları söyler nitelikte olduğunu sezdim.

Alıntı :
Sen isminin başına TC koyarsın ama İncirlik'e (ABD
üssü), Kürecik'e NATO füzeleri gelir. Her şey buradan
ibaret değil. Sosyal medya modasına uymaya
devam edin. Birileri ***ünüze göre füze ölçüp
biçiyor Tabeladan T.C ibaresini silenlerin ne olduğunu 
biliyoruz, ama siz de bu kadar sosyal medya maymunu olmayın. Hashtag ve isme TC eklemekle
olmuyor bunlar gençler. Bizler anarşistiz,
komünistiz deyince kızıyorsunuz bunlar devlet
düşmanı diye. Kusura bakmayın ama bu noktada
sizlerden daha fazla benimsemiş durumdayım
üniter devleti. Yaptığınız belki kendinizce tepki göstermek ama onlar buna sadece gülüyor. Her
zaman provokasyonu savundum ve savunmaya
devam edeceğim. Çünkü provokatif örgütlenme
size devletin ve hükümranın gerçek yüzünü
gösterir. Provokasyonda bulunduğunuz zaman
devlet size gaz bombalarını, coplarını, süvari kılıçlarını, tanklarını, mermilerini gösterir. O zaman
anlarsınız otorite nedir, biz bu devlet olgusunun
neresindeyiz, biz bu politik sindirim zincirinin
neresindeyiz, gerçekten özgür müyüz, gerçekten
cumhuriyet rejimine uygun muyuz, bu rejimi
devam ettirebiliyor muyuz diye... Şimdi sadece sosyal medyada oyun oynuyorsunuz, kimse sizi
iplemiyor açıkçası. Biliyorum dostum gerçekleri
yüzüne vurduğum için bana da kızgınsın. Ama
üzgünüm. 1 saat içinde hepiniz sosyal medya
maymunu oldunuz. İyi günler
Yıllardır devleti hükümeti sosyal medyadan eleştiren bir şey okumadan bir şey bilmeden taraf seçen gençler modaya uymaya devam edin. Top gibi oynuyorlar temelsiz düşüncelerinizle.

5 Mart 2013 Salı

Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz

 Yıl 1341 yok yok, yıl 2013 aylardan olmuş mart. Günler sıkıcı, geceler günâhkar . . .


   Hayatıma bilmem ne yüzdelik anlamında yön verecek aylardan bir ay; bu mart ayı. Stresim var, tarifsiz duygularımda var. Agresifliğim, gerginliğin, deliliğim . . .

  Bu ülke sevilmez mi ? Cennet gibi coğrafya. Destansı tarihimiz; İslam öncesi ve sonrası, belkide bana "büyütüyorsun dersin ?" ama bu ülke birçok bildiğimiz veya bilmediğimiz badireler atlattı. Şimdi yaşananlar ne kadar hissediliyor hissedilecek bilmem ama. Bu badire son zamanların son 15 yılın en büyüklerinden belki. Konuya tam olarak hakim olmasam da yada hakim olan varsa gelsin anlatsın dinlerim, yorum yapamıyorum. Sonunu sezemiyorum. Yanlış olacağını hissettiğim hamleler duyuyorum şaşırıyorum. Bazı öğrendiklerim iğrençlik derecesine varıyor. Bilemiyorum . . .

  Ama bir sözüm var ki bunu söylemek yeridir. Sebahattin Ali'den : Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz






16 Şubat 2013 Cumartesi

Eşref Bitlis Davası Tarihe Gömülüyor


Herşey bu açıklamayla başlamıştı : 7 Şubat 1993'te İncirlik Üssü'nden kalkan ABD uçakları, pkk'ya yardım dağıtıyor.

Bu açıklamayı yapan Türkiye Jandarma Genel Komutanı Orgenaral Eşref Bitlis. Büyük yüreklilikle bu açıklamayı yaptı ve çok değil 10 gün sonra Ankaradan havalanan Beechcraft B200 King Air tipi uçağın düşmesi sonucu hayatın kaybetti. Kaza mı Suikast mi ? "Birçok araştırma yapıldı (!)" diyebilsem keşke, en korkuncu bu konuda MİT'in bile araştırma yapmadığı rapor hazırlamadığı dedikodusuydu nitekim bu dedikoduyu doğrular nitelikte olaylar gerçekleşti.

  1 hafta konuşuldu, 2 hafta, 1 ay , 2 ay ve daha sonra sadece kahve dedikodusuna döndü bu kaza denilen suikast içerikli olay.Eşref Bitlisin içinde bulunduğu Beechcraft B200 King Air tipi uçağın 2 motorunun 50 saniye içinde arıza verdiği söylenmişti ama bu davaya bilirkişi olarak atanan Prof. Ahmet Nuri Yüksel bu kazanın sabotaj olduğunu söyledi ve ekledi; bu derece üst düzey kaliteli bir uçağının 2 motorunun 50 saniyede arıza verme ihtimalinin milyonda/bir olduğunu söyledi. Bazıları ise motor dondu dedi. Kazanın olduğu gün havanın maksimum soğukluğu -7 derece. Uçağı hazırlayan firmanın uçak için yaptığı açıklama şu "-30 dereceye kadar uçabilir". Böyle bir çok çürütülen iddaalar oldu fakat bu kaza halen aydınlanmadı.

  Dava zaman aşımına uğramasına çok az kaldı. Zaman aşımına uğramasına 5 gün kala bir rapor hazırlandı ve raporda uçağın düşüş nedeninin tespit edilemediği söyleniyordu. Savcılık son olarak, Genelkurmay Başkanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, MİT ve Emniyet Genel Müdürlüğü'ne yazılar yazarak bu kaza hakkında bilgi veya belge var olup olmadığını sordu ve alınan cevap olumsuzdu demek zayıf kalır çünkü alınan cevaplar bomboştu hiç bir belge veya bilgi yoktu. Sonuç olarak eli boş olan savcı hiçbir delile ulaşamadı. Savcı isterse bulabilir miydi bunu bilemem ? Ama durum böyle olunca İddianame hazırlanmadı ve olayın üstünden tam 10 yıl geçti bu ne demek ? derseniz. Dosya zaman aşımına uğruyor. 17 Ağustos 2013 günü Eşref Bitlis kaza denilen kuşkulu olayı tarihe gömülecek.

Tarihe gömülecek dava olan bu olaydan sonra sırada birçok dava var; Turgut Özal, Adnan Kahveci, Diyarbakır Jandarma Genel Komutanı Bahtiyar Aydın ve Emekli Yüzbaşı Ahmet Cem Ersever'in davaları da yakında zaman aşımı ile düşecek. Sivas Madımak olayının da zaman aşımı sebebiyle düşmesine az kaldı.


Allah Rahmet Eylesin, Orgeneral Eşref Bitlis  Ruhun Şad Olsun.