23 Mayıs 2015 Cumartesi

Derviş Baba'nın ilk mesajı

Derviş Baba'dan Monte Kristo Kontu'nu aldığımda hemen okumaya koyuldum, o sene üniversiteye ikinci kez hazırlanıyordum, abim "oğlum okuma şunu artık ders çalış" dediyse de okudum devam ettim. Bu kitabı nasıl teslim edecektim diye düşünüyordum, o zamanlar bilmiyordum o kahvehanenin Baba'ya ait olduğunu. okudum okudum okudum. . .

Edmond Dantes'e yapılanları düşünüyorum; onun ne kadar güçlü olduğunu, neler çektiğini, çok zordu onun için her şey hapishanede. Abbe Farya ile ilginç bir biçimde tanıştığında değişiyordu hayatı, her yöne bakmayı ve şüpheyi öğreniyordu. Hayatımda en çok etkilendiğim ve sevdiğim kitap olarak yerini almıştı. Kitabın 220. sayfasına geldiğimde sayfa numarası yazan yer yuvarlak içine alınmıştı kalemle, dikkatimi çekti defalarca okudum sayfada; bir insanın kendini nasıl her anlamda geliştirebileceğini anlatıyordu. Ardından kitabın okuduğum sayfalarına geri döndüm bir işaretli sayfa daha buldum, o sayfa da ise bir insanın sert bir darbe alıp yere düştüğünde nasıl kalkabileceğini anlatan cümleler barındırıyordu ilgimi çekti, hayatımın içinden cümlelerdi. O sayfanın numarası ise 142 idi.Kitap artık benim için şifreli oldu, hızlı hızlı sayfaları çevirdim ve ileride bir sayfa daha işaretli idi. 417. sayfa orada ise duygularını öldürmeyi anlatıyordu. Başka sayfa işaretli değildi. sayıları kombine etmeye başladım saçma sapan üçünü kağıda yazarak bir çok şey denedim ama bir sonuç çıkmadı..Basit bir şekilde denemediğim toplama yöntemi ile 789 sayısını buldum. Sayfayı açtım ve sayfanın ortasında iki paragraf arasında bir not:

Evlat güzel okuyorsun. iyi oku anla kim dostun kim düşmanın belle. 24 Nisan olunca ikindi vakitlerinde seni Muradiye külliyesinde Cem Sultan Türbesi önünde bekleyeceğim. Derviş Baba

Tüylerim diken diken olmuştu aptallaşmıştım o gün, sanırım 18 nisandı. Heyecanlandım hem çok ve 24 nisanı bekledim merakla, kitabı daha da hızlı okudum ve bitirdim. 24 nisan olduğu gün dersim bittiği gibi fırladım saat öğlen saatleriydi, eve gittim kitabı aldım ve çıktım. İkindi saatleri olmuştu Muradiye Külliyesi'ne girdim. Bursa'nın en ünlü tarihi mekanlarından biri olan külliyeyi yavaş yavaş gezdim Cem Sultan Türbesi'nin önüne geldiğimde; elinde bir kitap ile türbenin önüne oturmuş Derviş Baba'yı gördüm. Beni görünce güldü "mesajımı almışsın yavrukurt; hoşgeldin, artık yanında Derviş Baba'n var tabi ki sen istersen" dedi. Dondum kaldım. ayağa kalktı toparlandı " hadi hadi bir fatiha oku da gidelim konuşacaklarımız çok evlat çok" dedi...

Cem Sultan Türbesi ( 2013)




Not: Bunları yazmak çok zor gerçekten üzülüyorum, son gördüğümde dedikleri hala kulağımda. . . Derviş Baba bana hayatta her ihtimali düşünmeyi öğretti. Her deliğe bakmamı, şüphelenmeyi, kime nasıl davranacağımı. İnsanları okumayı öğretti bana uzun uzun, sindire sindire. . .

19 Mayıs 2015 Salı

Derviş Baba : Bursa Tahtakale Çarşısı

   2 Yıl önce Nisan ayının ortalarında elime sıcak zihnime soğuk bir darbe indiren Derviş Baba ile tanıştığımda hayata dair net planlar yapamayan bir insandım. Bir gün sonrasını planlayamaz iken Derviş Baba'dan öğrenebildiklerim ile önümdeki yılları planlar olmuştum.

   Derviş Baba'yı elinden tutup kaldırdığımda Osman Gazi Türbesi'nin yanında oturuyordu; boş gibi oturuşunda bile eminim binlerce parametreden tanımlanan oluşumların başlangıcını tasarlardı. Yavrukurt demişti bana ilgimi çekti bu hitabı, sıkıca tuttum elinden kaldırdım Derviş Baba'yı. Ayağa kalktı; eski küçük hoş parlak saatine baktı ve "yavrukurt bana Tahtakale'ye kadar eşlik eder misin" dedi. Durdum, rahat bir 5-6 saniye aralığında düşündüm. Yüzüme baktı ve "amma düşündün evlat, gel hadi çayda ısmarlarım" dedi ve sessiz bir kahkaha atarcasına güldü. "Eyvallah amcacım" dedim ve yola koyulduk. Yavaş ama aralığı geniş adımlarla aşağı doğru iniyorduk, Bursa Surları'na baka baka . . .

Bursa Surları(2014)

   Tahtakale Çarşısı'na geldiğimde ismini öğrenmiştim Baba'nın esnafa selam verdi ve esnaf  Baba'yı gördüğüne öyle sevinmişti ki bir şeyler ikram etmeye çalıştı bir çoğu. Tahtakale'nin merkezinde bulunan ufak han tarzı bir kahvehaneye girdik. Hürmet ve saygı burada da devam etti. Sonradan öğrendim ki bu kahvehane Derviş Baba'ya aitmiş. İlginç bir kahvehane idi kuşbakışından dikdörtgen görüntüsü vardı. Ortada şadırvan kenarlarda şuan ki lugata göre loca diye adlandırabileceğimiz sağlı sollu 3 oda vardı. Şadırvan etrafında da rastgele dizilmiş masa ve sandalyeler, sağdan 3. odaya girdik; bende biraz şaşkınlık var tabi "rahat ol evlat rahat" dedi. İçeride eski devlet dairelerinde kullanılan yanları olmayan kısa koltuklardan vardı. Doğru hatırlıyorsam 4 adet. Odaların önü boydan boya camdı. İçeri girdiğimizde dik karşıdaki duvara yaklaşık 45 derece sırt dönmüş 2 koltuk vardı aralarında da sehpa. Hafif toz kokuyordu oda bakımsız ya da az kullanılan bir yerdi. Oturduk ve "bize 2 çay biri bana biri yeğenime" dedi.

Tahtakale Çarşısı(2012)


   Çaylar gelene kadar adımı sormuştu Baba, ne yaptığımı; okuyup, okumadığımı sordu. Bende o dönem liseyi bitirmiş sınava 2. kez hazırlanan dershane öğrencisiydim. Baba kafasını yerden kaldırıp bana baktı ve iç geçirip " ahh ahh üniversite he, ne güzel ilim yoluna gideceksin dedi".Ne olmak istediğimi sordu, ve ardından en can alıcı soruyu yöneltti " İstediğin mesleğin unvanına kavuşur isen vatana, millete, devlete mi yoksa cebine mi hizmet etmek istersin" dedi. Sustum önce biraz soru sert gelmişti, hafif tebessümle geçiştirmeye çalıştığım an çaylar gelmişti. Baba'nın çayı öyle demli idi ki neredeyse kap kara.


   Baba çayını yudumlarken bana bir soru daha yöneltti "kitap okumayı sever misin evlat" dedi. Severim ama pek çaba göstermiyorum sanırım üşeniyorum diye cevap verdim. Hemen ardından "işte bu güzel sen bir tetik kuvvetine ihtiyaç duyuyorsun; beynin silah, gözlerin mermi, ağızın ise namlu kadar etkili öyle düşünüyorum he yavrukurt" dedi. Tebessüm ettim estağfurullah dedim. İki kez 2'şer saniyelik periyotlar ile saatine baktı ve gözlerini kısarak bana "evlat burada bekle, sana küçük bir hediyem olacak" dedi. Onaylar anlamda başımı salladım ve bekledim. Geldiğinde eline bir kitap vardı, saman kağıdına basılmış eski bir kitap. Eskimiş kapağında zor şekilde okunan Monte Kristo Kontu, Alexander Dumas yazıyordu. Evlat bu kitap benim için değerli bugün bana yardım ettin az çok sohbet ettik, gönlümü yaptın. Sana sadece okuman için veriyorum geri getireceğin zamanı sen bilirsin dedi.Yaklaşık 1000 sayfalık bir kitabı elime tutuşturdu ve beni kapıya kadar uğurladı.

  Ben sevinmiş ve şaşırmıştım kafamda ki ilk gerçekleştirmek istediğim eylem eve gidip bir an önce bu kitaba başlamaktı, fakat kitabı ne zaman getireceğim konusunda kafam karışmıştı. Sen bilirsin demişti Derviş Baba. . .





17 Mayıs 2015 Pazar

Derviş Baba'yı Kaybetmek.

   Yaklaşık 2 yıl önce ummadığım bir anda umduğum bir yerde tanıştığım, bana Dünya'nın derinliklerini öğreten. Beni ilim ile tanıştıran bana inancı anlatan, tanrının tek olduğunu gelenekselcilikten farklı bir şekilde kabul ettiren, insanlığın ne olduğunu anlatan, sessiz, sakin, az konuşan çok dinleyen ihtiyar bir kütüphane olan Derviş Baba'yı kaybettim.


  Tarihi çok sevdiğini bildiğim Derviş Baba ile tarihi bir ortamda tanıştım. Bursa Osman Gazi Türbesinde uzun uzun dua ederken izlemiş beni çıkışta bana seslendi "hey yavrukurt". Döndüm baktım 1.70 boylarında yaşıtlarına göre biraz uzun bir ihtiyar. Gözlerinde 1990 modasına dair oval bir gözlük sakalları kirli ve kısa. Elini uzattı "hadi hadi kaldır yavrukurt" dedi aksi bir biçimde. Elinden tuttum ve öyle bir soğukluk geldi ki elime bu zamana kadar bildiğim herşeyi şoklayan bir makina etkisi...

Osman Gazi Türbesi -Bursa-



   17 Mayıs 2015. Doğum Tarihi ve doğum yerine dair bir bilgim olmayan Derviş Baba'yı kaybettim. Bugünden sonra Derviş Baba'dan ne öğrendiysem buradan aktarmaya çalışacağım. O bir çok insanı bataklıktan çeken, doğru insan olmaya iten bir babaydı. Nasihat vermezdi nasihati sen alabilecek zekada isen alırdın. Hayatımda tanıdığım en mütevazi insandı. Sanatkârdı; ney çalan bir üstad.

 "İnsanı okumak da bir sanattır" vecizesini söylediğinde anlamıştım onun bir insan okuma virtüözü olduğunu. . .